1 Temmuz’da, PlayStation resmi sosyal medya hesaplarından ve blogundan iki haber duyurdu. Birincisi, PS3 ve PS Vita’nın dijital mağazalarının kapanıyor oluşuydu. Diğeri de 2028’den itibaren fiziksel oyun üretimini durduracaklarını duyurmuş olmalarıydı. İkisinin aynı gün duyurulmuş olmasının trajikomikliği gözümden kaçmadı tabii. Bundan birkaç gün önce de insanların para verip satın aldığı filmlere erişimlerinin olmayacağını duyurmuşlardı. “Tamamen dijital gelecek” geldikçe çok saçma bir yöne doğru gidiyoruz sanki. Sosyal medyada da haliyle insanlar tepkisini gösteriyor.
Beni şaşırtan noktaysa, bir grubun Sony’nin verdiği bu kararı destekliyor oluşuydu. 2026 yılında “şirket fanboyluğu” gibi bir şeye şaşırıyor olmam benim cahilliğim belki, ama “Ben 10 yıldır fiziksel oyun almadım, ne bu kadar tepki veriyorsunuz kardeşim?” tarzı yorumlar beni ister istemez çileden çıkarıyor. Yapabileceğim bir şey yok.
FİZİKSEL OYUNLAR ÖNEMLİ KARDEŞİM!
Argümanın kendisi de bir hayli saçma zaten. Müzik, film, kitap gibi bir çok medyanın tüketimi de dijitalde çoğaldı, hatta müzik ve film için dijital tüketim bu medyaların asıl tüketim yolu bile diyebiliriz. Ama hala filmlerin DVD’leri, Blu-Ray’leri; albümlerin CD’leri, plakları (bazen kasetleri bile) üretilmeye devam ediyor. Kimsenin kalkıp da “Ben 20 yıldır albüm almadım, plak üretimi durdurulsun tabii destekliyorum” dediğini duymadım ama.
Bazı insanların oyunlara ne kadar yüzeysel yaklaştığını da gösteriyor aslında bu tepki. Oyun dediğimiz medya, tıpkı diğer medyalar gibi kültürümüzün bir parçası. Özellikle 2000’lerle beraber, PS2’nin popülerliği ve oyun oynamanın üstündeki “çocuk” hobisi ön yargısını yıkmaya başlamasıyla beraber bu böyle. Ve tıpkı kültürün her parçası gibi, oyunlar da hem dijital hem fiziksel olarak korunmayı hak eden medyalardan biri. Kendi fiziksel oyun koleksiyonum, plak koleksiyonuma çok benziyor mesela. Her oyunu fiziksel almak bu ekonomide imkansız zaten, ama aldığım oyunların çoğu bende önemli yeri olan oyunlar. Ori koleksiyonu, Final Fantasy IX, Lost Odyssey ve Persona 3’ün oyun koleksiyonumda benim için en önemli parçalar; tıpkı plak koleksiyonumdaki Rage Against the Machine diskografisi, Radiohead’in Kid A’i, Nirvana’nın In Utero’su ve Bonobo’nun Migration’ı gibi. Bazı insanlara tuhaf gelebilir ama oyunların çoğumuz için özel bir yeri var. Bunlara fiziksel olarak dokunabiliyor olmak, istediğimiz zaman takıp kurup oynayabilmek önemli şeyler. (Maddi durumlardan dolayı fiziksel oyun koleksiyonu yapamıyorsanız o apayrı bir şey ama. Maalesef bu ekonomide özellikle yapmanızı önerebileceğim bir şey değil.)
Bazılarının unuttuğu asıl problemlerden biriyse birçok insanın tek oyun oynayabilme yolunu tamamen kapatıyor oluşu. Ara sıra küçük oyun mağazalarına gittiğim oluyor. Orada takılıp ellerindeki oyunlara bakarken gencinden yetişkinine bir sürü insan gelip gidiyor. Bazıları elindeki oyunu başka bir oyunla takaslamaya geliyor, bazıları satıyor ki yeni oyun alabilsin. Özellikle çocuklar şu dönemlerde ailelerini bir “dijital mağazaya kredi kartı bilgilerini girmeye” ikna etmekte zorlandığından oyunlarına anca böyle erişebiliyor. Aileleri de pek suçlayamıyorum Sony’nin “güvenlik” konusundaki geçmişini düşününce. Daha bu yılın başında milletin PlayStation hesaplarının çok kolay yollardan çalınabildiğini gördük yahu, 2011’deki büyük PSN çöküşünden bahsetmeye gerek yok hiç. Ve fiziksel oyunlar en azından hesap çalınsa ya da PSN çökse bile o oyunlara hala erişimin olacağının garantisi.
En büyük sıkıntı da tabii ki de bu hamlenin PlayStation’daki oyun fiyatlandırmasının tamamen tekelleşeceği ve Sony’nin kontrolünde olacağını kesinleştiriyor olması. Bazı insanlar “PC de tamamen dijital, ne farkı var ki oradan?” diye karşılık veriyor ama… Farklı, bir hayli farklı hem de.
Şöyle ki, PC’de tek bir mağazaya kilitli değilsiniz. Steam’de uygun fiyatlı değil mi? Epic var, GOG var, Microsoft Store var. İlla Steam’de oynamak istiyorsanız Steam anahtarlarını yasal yoldan ve uygun fiyata satan GreenManGaming ve Fanatical gibi siteler var. Bunun yanı sıra yine GOG gibi DRM’siz alternatifleriniz de var. Hatta Steam’in kendisi de DRM’i zorlamıyor, eğer geliştirici/dağıtıcı oyununu Steam’de DRM’siz yayınlamak isterse yapabiliyor. Geriye uyumluluk desen var, geçenlerde NBA Live 2005’i indirip oynadım yahu. Konsollara göre her açıdan daha açık bir platform. Ben sanmıyorum ki Sony sırf fiziksel oyun üretimini durdurduğu için konsolunu Microsoft ya da Epic gibi şirketlerin mağazalarına da açsın ya da PS1/PS2/PS3 geriye uyumluluğuna daha fazla önem versin.
ŞİRKETLER BUNU HEP İSTİYORDU
Maalesef ki acı gerçek bu. Şirketler, dijital mağazalar üzerinden oyun satabilmeye başladıkları ve bu yolla paranın daha fazlasına sahip olabileceklerini anladıkları andan bu yana bunu istiyordu. Xbox One’ın sunumunda Microsoft’un yapmak istediği şey buydu mesela.
Ya da ne kadarınız hatırlar bilmem ama PS3/X360 jenerasyonunda EA, Sony, Ubisoft gibi şirketler başımıza “Online Pass” diye bir şey çıkarmıştı. Eğer bir oyunun çoklu oyuncu desteği varsa, buna erişebilmek için fiziksel oyununuzun içinden çıkan “Online Pass” kodunu aktif etmeniz gerekiyordu. Bu da haliyle çoklu oyuncu odaklı oyunların ikinci el piyasasını öldürüyordu. “Online Pass”i PS Store/Xbox Store’dan alabiliyordunuz. Mesela Sony SOCOM U.S. Navy SEALs: Fireteam Bravo 3’ün Online Pass’i için 20 dolar gibi saçma bir fiyat istiyordu. EA de 10 dolar gibi bir fiyat biçmişti kendi oyunlarının Online Pass’ine. İkinci el piyasasından kendilerine tekrar bir para döndürmeye çalıştılar bu yöntemle, ama 2013’te kaybolmaya başladı Online Pass’ler.
Markaları sevebilirsiniz. Ben PlayStation’ı seviyordum mesela. Benim ilk gerçek oyun konsolum PlayStation 1’di. Spyro’da, Crash’te geçirdiğim saatleri unutmadım. Ya da PS2’de Metal Gear Solid 3’te, Tony Hawk’s American Wasteland’de, GTA San Andreas’da, Dualshock 2’yle oynadığım Guitar Hero 3’te geçirdiğim saatleri de unutmadım. PS3’ü alınca oynadığım ilk oyunun Metal Gear Solid 4 olduğunu unutmadım. PS4’te Destiny 1’e gömdüğüm 4000+ saat benim için çok değerli. Ama şirketler nasıl sadece para kazanmaya odaklıysa, biz de paramızı bize doğru düzgün davranan şirketlere harcamaya odaklanmalıyız. Eğer Sony bize böyle davranmada kararlıysa, PS5’in benim son PlayStation’ım olacağından eminim. Paramı, en azından şu anlık, bize düzgün davranan Steam’e ve GOG’ye harcamayı yeğlerim.
Burada yayınladığım ilk yazı biraz daha bilinç akışı kafasında bir yazı oldu, o yüzden atladığım argümanlar ya da belirtmeyi unuttuğum şeyler olduysa affola. Okuduğunuz için teşekkürler!


Hala Metal Slug, MOHA ve NBA 2005 oyunlarimin CD'lerini sakliyorum. Atari salonlarindan bilgisayara hapsoldugum gunlerden mobil oyunlara (simdi sadece 1 tane oynuyorum o da 11 yil -tam bir istikrar abidesiyim-) gelene kadar cok uzun yollar teptim. Yillardir bilgisayarda ya da PS'te oyun oynamama ragmen karari duyunca bir kez daha iyi ki paramin yetmedigi anlarda torrentten indirmisi., internet kafelere gidip gizlice DVD'lere yazdirmisim dedim. (Aklimda yazacak cok sey vardi ama bolununce ne yazacagimi unuttum.)